Ne manyak bir ülkede yaşıyoruz arkadaş. Bir kadın düşünün, adı Sevgi Erenerol olsun, Türk Ortodoks Patrikhanesi denen uyduruk yapının basın sözcüsü olmakla kalmasın, Ergenekon davasından da tutuklu olsun. Bunlar yetmiyormuş gibi Türk Silahlı Kuvvetleri’ne “misyonerlik”le ilgili brifing versin ve bu brifingde misyonerliğin “gerçek amacı”nın Anadolu’yu ele geçirmek olduğunu tane tane anlatsın. Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları da bu tip şarlatanlıkları “paşa paşa” dinlesin. Ne manyak bir ülkede yaşıyoruz arkadaş.
Sevgicim şöyle buyuruyor:

“Misyonerlik her ne kadar bir din değiştirme olarak biliniyorsa da siyaset satrancının bir piyonudur. Tek amaç din adına bu toprakların ele geçirilmesidir. İstanbul’un 2010 Kültür Başkenti ilan edilmesi de bu ekümeniklik meselesinin bir parçasıdır.
Bu yüzden son yıllarda Bizans görünümlü bir tarihi yapılanma başlatıldı. Restorasyonlar hızla sürdürülmektedir. Bu şekilde devletin parçalanma süreci de başlatılacaktır. İstanbul’u ayrı, özel bir İstanbul devleti olarak yapılandırmaya gitmektedirler.”
[Kaynak: http://www.ntvmsnbc.com/id/24969483/]
Bu sözlerin neresinden tutacağımı hakikaten bilemiyorum. Şu topraklarda hiçbir inancı rahat bırakmamaya kararlısınız. Bir yandan askerler, ulusalcılar, kemalistler vs. laiklik ilkesine tamamen aykırı bir biçimde Müslümanların dini yaşayışlarına, kültürel pratiklerine karışırlar. Günlük yaşantıları içerisinde inançlarını uygulamalarına engel olurlar. Diğer yandan yine askerler, ulusalcılar, kemalistler vesairenin yanına Türk-İslam sentezcileri, Müslümanlar eklenir; bununla da yetinilmez Türk Ortodoksları (oha oha) eklenir ve bu sefer de insanların inanç değiştirme özgürlüklerine karışırlar. Misyonerlik “tu kaka” ilan edilir. Hep dış mihraklar vardır, her zaman ülkenin altı oyulmak istenmektedir. Hadi diyelim dış mihraklar var ve hakikaten insanları Hıristiyan yapmaya çalışıyorlar. Ee sonra? Ne olmuş? Üç beş kişi Hristiyanlığı seçince Türkiye Cumhuriyeti mi yıkılacak, bu mudur? Bununla yıkılacaksa zaten iki dakika daha yaşamasın yahu, bu kadar mı zayıf hissediyorsunuz, bu ülke bu kadar mı temelsiz, bu kadar mı acizsiniz? İşin ironik yanı, Hristiyanlara kendi dinlerini yaymalarını engellediğiniz gibi, Müslümanlara da dinlerini yaşamalarını engelliyorsunuz. Size ne abi, size ne?
Yeniden Sevgi Erenerol’un sözlerine dönelim. İstanbul’un 2010 kültür başkenti ilan edilmesini bile “ekümeniklik meselesi”nin parçası ilan ediyor, hey maşallah. Nasıl bir paranoya, nasıl bir histeri acaba bu? Ayrıca “ekümeniklik” meselesinin “normal koşullar altında” (asla deneyimleyemediğimiz koşullardır bunlar) Türkiye Cumhuriyeti’ni hiç ırgalamaması gerekiyor. Tamamen Ortodoksların iç işi bu. Bir kısım Ortodoks Hristiyan, Fener Rum Patriğini ekümenik olarak görürken, başka bir kısmı da mesela Rusya’daki bir patrikhaneyi ekümenik olarak görüyor. Her halta karıştığın yetmiyormuş gibi, Ortodoks Hristiyanların işine karışma bari be güzel devletim.

Hadi bunu da geçtik. Şimdi yeniden alıntılayacağım cümlelere kahkahayla gülüp, bu sözlerin sahibini bir akıl hastanesine yatırmak dışında akılcı bir çözümünüz varsa, buyrun söyleyin: “…[S]on yıllarda Bizans görünümlü bir tarihi yapılanma başlatıldı. Restorasyonlar hızla sürdürülmektedir. Bu şekilde devletin parçalanma süreci de başlatılacaktır. İstanbul’u ayrı, özel bir İstanbul devleti olarak yapılandırmaya gitmektedirler.”
Ahahahaha, ben sana ne diyeyim ki Sevgi. Bütün sözcüklerimi elimden aldın yahu! Bu yaptığına mind trick derler. Nefis bir paranoya örneği, bunun yanında da iğrenç bir kültür düşmanlığı. Biz vatanseverler olarak Bizans eserlerinin restorasyonuna karşı çıkmalıyız! Kültür mirası denilen şey bir kandırmacadır! “Çünkü bu ülke bize emanet edildi”, “baban kimdi bilemezdin şerefsiz!” and all that stuff.
Ek okumalar:
Konuya dair Sevgi Erenerol’la ilgili iki haber daha: [1] http://www.ntvmsnbc.com/id/24969760/ [2] http://www.ntvmsnbc.com/id/24958682
Baskın Oran’ın Fener Rum Patrikhanesi ve ekümeniklik meselesiyle (doğrudan ya da dolaylı) ilgili birkaç harika yazısı: [3] Yargıtay, Quo Vadis?, [4] Korku spreyi, [5] Patriğe madalya verilmeli, [6] Şu Sevr paranoyası yok mu!