Alvin Toffler “Üçüncü Dalga” isimli kitabında, endüstri toplumlarının dünya tarihindeki “İkinci Dalga”yı temsil ettiğinden bahseder ve İkinci Dalga toplumlarının klasik toplum denetleme sisteminin çekirdek aile, fabrikasyon okul/eğitim sistemi ve dev şirketler olduğunu öne sürer. Mustafa Kemal Atatürk’ün de Türkiye’yi bir İkinci Dalga toplumu haline getirmek için yapılmış olan yeniliklerin öncüsü olduğunu söyleyebiliriz. Mustafa Kemal’den sonra ülke yönetiminde söz sahibi olanlar ise, hem bu İkinci Dalga toplumunu yerleştirmek için uğraş vermiş, hem de “kurucu baba” Mustafa Kemal etrafında bir kutsallık halesi oluşturarak Atatürk kültünü yaratmış. Bugün Atatürkçülük/Kemalizm denen ideolojinin bir nevi “İkinci Dalga ideolojisi” olduğunu söylemek mümkün. Bu ideolojinin de yalnızca Atatürk’ü ve onun ilke (altı ok) ve inkılâplarını birer külte dönüştürülerek yaşatılabileceği varsayılıp, bu “kült yaratma” süreci uygulanmış.
Toffler’ın üçlüsünün Türkiye ayağını dikkatle incelediğimizde İkinci Dalga’yı temsil eden bu üç sacayağının her birinde Atatürk kültünün yaşatılmaya çalışıldığını görüyoruz. Kentli, “modern”, “çekirdek aile” daha çok küçük yaşlarda çocuğuna “Atatürk sevgisi”ni ve cumhuriyetin kurucu ideolojisini belirli simgelerle aşılamaya başlıyor. Evlerdeki Atatürk portreleri/resimleri/takvimleri, pencerelere/balkonlara asılan Türkiye bayrakları, meydanlarda çocukların ellerine tutuşturulan bayraklar; hepsi çocukta bir aşinalık yaratmaya başlıyor. Sonra sıra “fabrikasyon okul”a geliyor. İlkokuldan üniversiteye kadar “Atatürk İlkeleri ve İnkılâpları” tekrar tekrar öğrencinin zihnine işleniyor. Çekirdek ailede başlayan doktrinasyon süreci, okulda iyiden iyiye güç kazanıyor. Bundan sonra üçüncü sacayağı olan “şirket” (daha genelleyerek “iş hayatı” diyebiliriz) Türkiye insanına kazandırılmış olan bu “Atatürkçülüğü” çeşitli aracılar vasıtasıyla (yine Atatürk portreleri, belirli tarihlerde asılması zorunlu olan Türkiye bayrakları vs.) pekiştiriyor.
İkinci Dalga toplumunun en önemli özelliklerinden biri hem yapılacak işlerin, hem de bireylerin standartlaştırılması olarak göze çarpıyor. İşte bu üç sacayağı, Türkiye özelinde, bu standartlaşmayı bir İkinci Dalga toplumu oluşturma ideolojisi olan Kemalizm’in önderliğinde yapmaya çalışıyor. Endüstri toplumu (yani İkinci Dalga toplumu) nasıl ki fabrikada/şirkette “her iş için tek bir (standart) en iyi yöntem, tek bir (standart) en iyi alet ve tek bir (standart) en iyi tamamlama süresi” gerektiriyorsa, bireylerde de tek bir (standart) en iyi ideoloji gerektiriyor. Bu ideoloji ülkeden ülkeye değişiyor, Türkiye’de ise Kemalizm kılığına bürünüyor.
Fakar artık adına ister “Üçüncü Dalga toplumu”, ister “ağ toplumu”, ister başka bir şey deyin; tüm dünyada yeni bir toplumsal ve ekonomik yapı oluşuyor. Bu yapının ise İkinci Dalga’nın Türkiye için geçerli ideolojisi olan Kemalizm’le yerleşmesi mümkün değil. O nedenle bu ideoloji ölmek zorunda. Bu çok da uzak bir gelecekte olmayacak, bu ölüm ertelendiği ve Kemalizm bitkisel hayatla da olsa yaşatılmaya çalışıldığı sürece ise toplumsal çatışmalar artarak devam edecek.
Not: Bu küçük yazıya başlarken aklımda biraz daha farklı bir şey vardı aslında. Aile, okul ve şirketlerden oluşan bu üç sacayağının ikincisindeki doktrinasyon sürecinin tam olarak bir “siyasi parti propagandası” olduğunu düşünüyordum. Biliyorsunuz Altı Ok, Cumhuriyet Halk Partisi programıyla yerleştirilmiş bir doktrin. Bugün hala siyasetin içinde olan bir partinin ilkelerinin okullarda öğrencilere dayatılarak açıktan bir propaganda yapılıyor oluşu da gerçekten feci bir durum.
bahsettiğin siyasi parti propagandası var ya, askeriyelerde falan levhalara kazılıdır, açıklamalarıyla. öğrencilere ezberletilir, sınavlarda sorulur falan da bununla da bitmez yani. her türg bunu ezbere bilmek zorundadır.
sonra olay insanı paraya benzetip ona ışık tutup “içinde atatürg olup olmadığına” bakmaya kadar varır.
ve nihayet iki klişe ezberi olanın hayından, kandan, vatandan bahsettiği rezil bir kirlilik yaşanır.
Çok Teşekkür Ederim.
Ahahahah, rica ederim paşam. Sen çok yaşa, Mustafa Kemal Paşa.
çözüm fettullah ın muhteşeme gerici ideolojisi , yada mehmet-ahmet altan kardeşlerin muhteşem liberalizmi di mi ? kemaliz kötü kemailizm kaka – hadi ingiliz mandası olalım ne dersin ?
Yaptığınız çıkarımlara hayran kaldım sayın kuzi.
şu halinize bakın ya. kemalizm’e saldırmak için hiç fırsat kaçırmıyorsunuz. kitabı okudum – bence gayet iyi bir kitap,tespitler düşünceler doğru.ancak senin mantığında gidersek mao ya neden birinci dalga devrimini yaptın yada lenin e “rusya da sen ikinci dalga nın adamıydın ” senin yüzünden oldu vıdı vıd demek lazım. ama senin mantığın burada başka. maksat kemalizm’e saldırmak, uzun uzadıya yazardım ya sağda ki linklerde köşe yazarlarına gözüm takıldı , taraf gazetesinn bilimum dallama adamcıklarını diğer liboş tayfayı yazmışsın – gudik gudik yerlere link vermişsin. “TARAF ın belli” o yüzden ciddiye almaya değmez.
Taraf gazetesi için deki : BİM – kuveyt türk – albaraka türk reklamlarının da hastasıyım.Para kaynaklarınız ne de olsa.
Elinizden geleni ardınıza koymayın – soros a selamlar.
Soros’a selamınızı ileteceğim, o konuda herhangi bir şüpheniz olmasın. Benim algılayamadığım şey, sizin nasıl olup da okuduğunuz hiçbir şeyi anlayamıyor oluşunuz.
Kim Mustafa Kemal’e “bu devrimi neden yaptın?” diyor, yazıda böyle bir şey mi var. Buradaki tek savunum özetle şu: Kemalizm, Türkiye’yi İkinci Dalga’ya taşımayı amaçlamış bir ideolojiydi, fakat artık İkinci Dalga toplumları yerini Üçüncü Dalga toplumlarına bırakıyor ve Kemalizm gibi bir ideolojiyle Üçüncü Dalga dünyasında Türkiye başarılı olamaz.
Kemalizm dolu günler diliyorum, tehlikenin her daim farkında olunuz.
bence sorun kemalizm in 3.dalga karşısında durup duramama sorunu değildir – elbette zamanı gelince her sistem-düşünce-yaşam formu değişir-dönüşür,buna şüphe yok. Ancak şu anda ki problem bambaşka – daha ülkenin belli yerlerinde bırak 2. dalgayı – 1.de kalmış – hiç bir nimetten adaletten faydalanamamış binlerce insan var,afrikayı ise hiç sorma.Hepsinin sebebi emperyalizm in açgözlülüğü. Dünya 2. dalgayı tamamlayamadı.Sorun dalga sorunu değil – emperyalizm in yeni işlelerine felsefi kılıf aramasıdır.
Gelelim sizin sorununuza : sizin sorununuz yada cengiz çandar,ahmet altan, vaşingtondan bildiren yasemin çongar,mümtezar türköne, genç siğiller yada sivilceler,konuştukça kusmak istediğim nazlı ılıcak ın sorununa : Sizin derdiniz cumhuriyetle , kemalizm söz konusu olunca , düşmanlık yapmak için liberal-islamcı tayfanın kolkola gelmesi ( misal ethen mahçupyan ın fettullah ın kanalında program yapmasını sen demokrasi!!!! ile açıklarsın ) – soros un türkiye uşaklığını yapması, ulus devlete çemkirmesi, sahte demokrasi havariliği gırla.
Dediğim gibi liboşlar-2.cumhuriyetçiler-islamcılar türkiye de emperyalizmin – soros un hizmetindedir.O yüzden herşeyin farkındayız merak etme.Eğer kemalizm bunları hepsine karşı olmaksa benim için büyük zevk ve onurdur.
Kuzi,
Ortaya hâlâ herhangi bir fikir koymuş değilsin. Birkaç isim ve ideoloji sayıyorsun ve bunlarla ilgili en ufak bir analiz yapmadan doğrudan küfürmüş gibi kullanıyorsun hepsini.
Zaten sizin birkaç jokeriniz var, onları kullana kullana bir hâl oldunuz. Şimdi ben de kalkıp hoşlanmadığım Kemalistleri, faşistleri, ırkçıları saysam ne olacak, elime ne geçecek? Tartışma adabından yoksunsunuz, sırf bu yüzden bile miadınızın dolduğu belli. Hadi canım güle güle.
Kısa kesmek gerekirse : buralarda ki yazılardan , sayfada verilen linklerden ve onların dünya görüşlerinden ne ” TARAF” ta olduğunuz belli. İstediğiniz tarafı tutmakta serbestsiniz. Tamamen Soros un kucağına oturmuşsunuz – oralardan gelen para ile beslenen : islamcısı , liboşu , Taraf gazatesi ,genç siğiller , genç fettuhlahçılar ne zıkkımsa vs vs ,
Bunları yazma amacım sana birşeyler anlatma değil – inan senin için ya da yazını ciddiye aldığım için yazmıyorum bütün bunları. Sadece amacım burayı hasbel kader okuyan arkadaşların, sizlerin ne olduğunuzu anlaması – bilmesi , medyanın – sosyal statünün ve bilimum kaynakların kullanılarak kime ve neye , hangi çıkar karşılığında nasıl hizmet ettiğinizi anlaması , derinlemesine araştırmasını sağlamaktır. Bunu başarıyorsam ne mutlu bana.
Ahahahahahah, ne mutlu sana vallahi, bravo. Ahahahah, iyi oldu pazar neşesi oldu bu son yorumun benim için.
Uzun zamandır sitenizi takip ediyorum. çok güzel şeyler paylaşıyorsunuz. eline koluna sağlık
Teşekkür ediyorum Atam, izindeyiz her zaman, sen rahat uyu.
[...] Kemalizm vs Üçüncü Dalga [Kenar Blogu] [...]